meslek-hastaligi-tazminat-davasi

Meslek Hastalığı Tazminat Davası

Meslek Hastalığı Tazminat Davası

Meslek hastalığı tazminat davası. Sigortalı olarak çalışılan bir işin niteliğinden kaynaklanan bir sebeple veya işin şartlarından dolayı işçinin uğradığı geçici veya sürekli hastalık durumu, bedensel veya ruhsal hastalık halidir.

Çalışanlar işin durumu veya niteliği nedeniyle yaptığı işten etkilenmekte ve meslek hastalığına yakalanmaktadırlar. Bu durumda sigortalı çalışan işçinin işyerine maddi manevi meslek hastalığı tazminatı açma hakkı doğar.

Meslek hastalığının şartları nelerdir?

1) İşçinin meslek hastalığı tazminat davası açabilmesi için sigortalı olarak çalışmış olması gerekmektedir. Ancak sigortalı çalışmıyorsa meslek hastalığı tespit davası açarak hem sigortalılığın hem de meslek hastalığının tespit edilmesi mümkündür.
2) Yapılan iş yüzünden oluşacak meslek hastalığı, işin yürütüldüğü sırada olması gerekmektedir. İşçi ile meslek hastalığı arasında nedensellik bağı olması şarttır.
3) Meslek hastalığı işin devamlılık ve süreklilik arz eden bir iş sonucunda oluşan rahatsızlık durumunda ortaya çıkar. Ani veya tesadüfi bir ruhsal veya bedensel rahatsızlık iş kazası olarak kabul edilmektedir. Bu durumda işçi yine iş kazası tazminat davası açabilir.
4) Her hastalık meslek hastalığı olarak kabul edilemez. Hastalık işçiyi bedensel veya ruhsal durumunu etkileyecek biçimde olmalıdır. Bu durum SGK sağlık raporuyla veya açılan tespit davasıyla belirlenebilir.

Meslek hastalıkları nelerdir?

1) Nöroloji, psikiyatri hastalıkları
2) Göz, kulak, yüz arızları
3) El bileği, el parmağı arızaları
4) Boyun, göğüs arızaları
5) Karın hastalığı
6) Endokrin veya metabolizma arızaları
7) Göğüs ve omurga rahatsızlıkları

Meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası açılma süreci

Kanunlara göre meslek hastalığının oluşumundan sonra ilk 10 yıl meslek hastalığı tazminat davası açılması gerekir. Meslek hastalığı oluşması durumunda işçinin meslek hastalığı bildirgesiyle bağlı olduğu kuruma 3 iş günü içerisinde bildirmesi gerekmektedir. İşçinin elinde rapor olması durumunda bile SGK tarafından belirlenmiş belirli sağlık kuruluşlarında muayene olması gerekir. İşçide oluşan güç kaybına göre de tazminat miktarı belirlenir.

Maddi tazminatı hangi unsurlar belirler?

1) Her iki tarafın kusur oranları
2) İşçinin aldığı en son gelir
3) Eğer maluliyet varsa maluliyet oranı

Bunun yanı sıra işçinin uğradığı zarar karşısında işverene manevi tazminat açma hakkı da vardır. Oluşan kazada işçinin bedensel bütünlüğünün bozulması halinde bir miktar para içeren manevi tazminat davası da açılabilmektedir. Aynı şekilde kişiler meslek hastalığından dolayı hayatını kaybetmişlerse ölen kişinin yakınları da tazminat davası açma hakkına sahiplerdir. Manevi tazminatın amacı meslek hastalığı sonrasında yaşanan üzüntü, keder ve acının giderilmesini sağlamaktır.

kalp-krizi-is-kazasi-sayilir-mi

Kalp Krizi İş Kazası Sayılır Mı?

Kalp Krizi İş Kazası Sayılır Mı?

Kalp krizi iş kazası sayılır mı? İş yerinde veya mesai saati içinde ruhen veya bedenen kalıcı zarar görme durumuna verilen addır. Bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için o kişinin sigortalı çalışması zorunludur. Aksi takdirde o iş yerinde çalıştığını iddia edemez ve hak talebinde de bulunamaz.

İş Kazaları Sayısı Çok Fazla

İş kazaları ülkemizde maalesef çok sık meydana gelmektedir. Uzun çalışma saatleri ve tedbirsiz çalışma alanları bu sayıyı artırırken madencilik, inşaat ve tıp sektöründe çokça rastlanır hale gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda iş kazaları ile ilgili geliştirilmiş maddeler yer almaktadır.

Hangi Türk Kazalar İş Kazası?

Peki bu maddelere göre hangi tür kazalar iş kazası olarak kayda geçmektedir? Bedeni ve ruhu kalıcı olarak yaralayan ve hayatı kısıtlayan her türlü kaza iş kazası olarak geçmektedir. Psikolojik olarak çalışamaz ya da hayatınızı idame ettiremez haline gelmeniz de bir iş kazasıdır. Bunun şartı, kazayı geçirdiğiniz 3 iş günü içinde bunu hem iş yerine hem de gerekli mercilere bildirmektir. Bildirimi iş yeri yapabilmektedir. Bunda da zorlayıcı bir durum söz konusu değildir. İnternetten Sosyal Güvenlik Kurumu’na E bildirim yaparak çalışanın kaza geçirdiğini bildirmesi yeterlidir.

En Çok Sorulan Sorulardan Biri: Kalp Krizi

Peki en çok sorulan sorulardan biri de doğal gelişen hastalıkların dolaylı olarak iş kazası olup olmayacağıdır. Buna istinaden kalp krizi iş kazası sayılır mı? Evet, en çok sorulan sorulardan biri kalp krizi iş kazası sorusudur. Cevabı şu şekildedir: 2016 yılına kadar iş yerinde kalp krizi geçiren çalışanlar iş kazası geçirmiş sayılmıyorlardı. Fakat bu kanun 2017 yılından itibaren geliştirildi. Artık kalp krizi iş kazası sorusuna “Evet” yanıtını verebiliriz.

Kalp Krizi İş Kazası Sayılıyor

2016/21 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Genelgesi ile iş yerinde geçirilen kalp krizi dolaylı olarak çalışma koşullarına bağlı algılanmaktadır. İş yeri stresi, çalışma ortamı, işe ayrılan mesai kalp krizini tetikleyen unsurlar olarak bilindiğinden iş yerinde kalp krizi geçiren bir çalışan iş kazası geçirmiş olur. Böylelikle iş kazası bildirilir ve çalışan devletin sunduğu imkanlardan faydalanabilir.

Kıdem Tazminatı - Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır

Kıdem Tazminatı Nedir

Kıdem Tazminatı Nedir

Kıdem tazminatı, bütün çalışanların hakkı olan bir tazminattır. Çalışanların bu hakkı elde edebilmeleri için belirli koşullar mevcuttur. Gerekli bütün koşullar sağlandığı takdirde, bütün çalışanlar kıdem tazminatını almaya hak kazanmaktadır.

Şimdi tazminat hukuku nedir sorusunu yazımızın devamında cevaplamaya çalışacağız. Kanunlara göre çalışanlar işten çıkarıldığı zaman, işveren çalışanına belirli bir ücret ödemek zorundadır. Bu ödeme kıdem tazminatı olarak adlandırılır. Ücret, kişilerin çalışma süresine göre farklılık göstermektedir.

Kıdem çalışanların emeği ve yeni iş bulma süreci için verilmektedir. Bu durum işverenler için oldukça zorlu bir durumdur. Bunun için işçi çıkarma durumu giderek azalmaktadır. Tazminatı, çalışanlar için oldukça önemlidir. Bu nedenle ödeme miktarının hatasız hesaplanması gerekir.

Umuyoruz ki yaptığımız açıklamalarla kıdem tazminatı nedir sorusuna cevap verebilmişizdir. Kıdem tazminat kavramını açıkladıktan sonra tazminatın nasıl hak edildiğine bir göz atalım.

Kıdem Tazminatını Ne Gibi Durumlarda Hak Edersiniz?

Kıdem tazminatını hak etmek için gerekli ilk koşul sigortalı bir işte çalışmaktır. Sonraki koşul ise, o işte en az bir yıl çalışıyor durumda olmaktır. Bütün bunlarla beraber işverenin işçiyi, geçerli bir sebep göstermeden işten çıkarması gerekmektedir.

Çalışan kendisi istifa ederek işten çıkarsa, kıdem tazminatını almaya hak kazanamaz. Ancak bu durumun da istisnai yönleri vardır. Kanunlara göre, çalışan kişi haklı bir gerekçeyle istifa ederse tazminat almaya hak kazanır. Bu gerekçeler; sağlık sorunları, ahlaki konular veya zorbalık gibi durumlar olabilir. Aynı şekildeki durumlardan dolayı işveren işçiyi işten çıkarırsa, kıdem tazminatını ödemek zorunda kalmaz.

Yazının devamında kıdem tazminatı nedir sorusu ve hak edilmeden sonra, kıdem tazminatının nasıl hesaplandığını açıklayacağız.

Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Kıdem tazminatı, çalışanların çalışma sürelerine yani kıdemlerine göre hesaplanmaktadır. Çalışanın aldığı ücret de bu konuda belirleyici etkendir. İşçi maaşını haftalık, aylık veya saate göre alıyorsa hesaplama şöyle yapılır:

– İşçinin çalıştığı sürenin tamamı hesaplanır.
– Hesaplanan süre ile işçinin aldığı brüt maaş çarpılır.

Eğer bir yıl dolmadıysa, bu durumda süre gün bazında hesaplanır.

– Brüt aylık maaş otuza bölünerek günlük hesap elde edilir.
– Küsuratlı günler varsa, onlar da brüt günlük maaşla çarpılır.
– Elde edilen sonuçlar toplanarak kıdem tazminatını hesaplanmış olur.

maddi-ve-manevi-tazminat-davasi

Maddi Ve Manevi Tazminat Davası

Maddi Ve Manevi Tazminat Davası

Maddi tazminat davası hukuka aykırı bir eylem gerekçesi ile kişinin mal varlığına zarar gelmesi ile birlikte mal varlığının zararının tazmini için açılan davalara maddi tazminat davası denilmektedir. Maddi tazminat davası ve manevi tazminat davası bir arada açılabildiği gibi tek başına da açılabilmektedir. Bu iki davanın açılabilmesi için kişi hem madden hem de manevi olarak zarar görmüş olması gerekir. Maddi tazminat davası pek çok sebepten ötürü açılabilmektedir. Genellikle iş kazaları veya trafik kazalarından doğan maddi zarar sonucu açılabilmektedir.

Maddi Tazminat Davası ve Zaman Aşımı Süreleri

Maddi tazminat davalarını açabilmek için belirli bir süre bulunmaktadır. Bu sürenin aşılması durumunda tazminat davası açılamaz ve süreç zaman aşımına girmiş olur. Bundan dolayı bu ayrıntıya dikkat etmek gerekir. Bunun için hukuk kurallarında dava türüne göre süre belirlenmiştir. Bu süreler şu şekildedir;

– Boşanma davalarında boşanma gerçekleştikten sonra bu süre 1 yıldır
– Sözleşme ihlali ve sözleşmeden doğan yükümlülükler için açılması gereken davanın süresi 10 yıl
– Borç ve alacak durumlarında 10 yıl
– Trafik kazalarında ise olaydan itibaren 2 yıl

Manevi Tazminat Davası Nedir?

Hukuka aykırı bir olay neticesinde kişinin kişilik haklarının zarar görmüş olması, veya bir kazadan ötürü yaralanma, olaydan ötürü psikolojik rahatsızlık geçirmek gibi doğan zararların tazmini ödenmesi amacı ile açılan davalara manevi tazminat davası denir. Manevi tazminat davası ülkemizde pek çok sebepten ötürü açılabilen bir dava türüdür. Ve dolayısıyla bu tazminat davalarının kesin hükmünü yargıtay verir ve bu davalar yargıtaya kadar taşınabilir.

Manevi Tazminat Davası Nasıl Açılır? Hangi Durumlara Dikkat Etmek Gerekir?

Manevi tazminat davaları açılabilmesi için bir dilekçe eşliğinde en yakın adliyeye başvuru yapmak gerekir. Bu başvuru bireysel olabildiği gibi bir avukat vasıtası ile de olabilmektedir. Manevi tazminat davası açabilmek için manevi tazminin oranının da belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için kusur oranına, zarar gören makama, ekonomik ve sosyal durumların dikkate alınması gerekmektedir. Manevi tazminat davalarında kişilerin kişilik haklarında nesnel bir eksilme olması gerekmektedir. Bunun takdirini yine mahkeme heyeti belirleyecektir.

Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı

Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı

Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı

En az bir aracın katılmış olduğu ve ölüm ile sonuçlanan kazalı durumlarda açılmakta olan bir davadır. Kaza sonucunda haksız bir fiilin doğması ölümlü trafik kazası tazminatı davası açılabilmesinin asli koşullarından biridir.

Davada Zamanaşımı Süresi Nedir?

Ölümlü olarak kazanın meydana gelmesi ile ölümlü trafik kazası tazminat davasının zamanaşımı süresi başlamaktadır. Ölümlü trafik kazası tazminat davasında kazanın yaşandığı günden başlanılarak  ve iki yıl süreyle tazminat hakkı bulunmaktadır. Bu süre ölen kişinin yakınlarının kazaya sebebiyet veren failin kimliğini öğrenmesinin ardından başlamaktadır. Ceza zaman aşım süresi ise fail taksirle adam öldürme suçu ile yargılanmaktadır. Bu durumda cezai zamanaşımı süresi kazanın oluşumuna bağlı olarak mahkeme tarafından özel olarak belirlenmektedir.

Kimler Bu Davayı Açabilir?

Zarara uğrayanlar ile ölenin desteğinden yoksun kalanlar tarafından açılabilmektedir. Ölen kişi evli ise çocukları ve eşi, ölen bekar ise anne ve babasına destek verdiği hukuki olarak kabul edilmektedir. Yani bu kişiler ölenden destek aldığını ispatlamak zorunda kalmadan ölümlü trafik kazası tazminatı davası açılabilmektedir. Fakat ölenin amca, dayı, teyze gibi akrabaları veya nişanlısı, sözlüsü ölümlü trafik kazası tazminat davası açabilmesi için ölenden maddi destek aldığını ispatlamak zorundadır.

Dava Kime Karşı Açılmaktadır?

Kazada ölüme sebebiyet veren haksız fiile sebebiyet veren kişilere karşı ölümlü trafik kazası tazminat davası açılabilmektedir. Aracın sürücüsüne karşı dava açılabilmektedir. Aracın ticari olarak kullanım sağlanması halinde aracı işletene de hak talep edilebilmektedir. Bu kişinin araç üzerinden maddi fayda sağlamadığını ispatlaması üzerine ölümlü trafik kazası tazminatı davasına taraf olmaktan kurtulur. Ölüme sebep olan aracın sahibine de dava açılabilmektedir. Kazaya karışan aracın kasko ve trafik sigorta şirketi de dava taraflarından biri olabilmektedir.

Davada Yetkili Ve Görevli  Mahkeme Hangisidir?

Kazanın meydana geldiği yerin mahkemesinde tazminat davası açılabilmektedir. Ayrıca kazada zarar gören kişinin yakınlarının ikamet ettiği ilin mahkemesinde de dava açılabilmektedir. Kazanın meydana geldiği ilin mahkemeleri de yetkili olabilmekte olup ayrıca aracın sigorta şirketinin bulunduğu ilde de ölümlü trafik kazası tazminat davası açma imkanı bulunmaktadır. Ülkemizde maddi ve manevi tazminat cezalarında görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Ancak sigorta şirketi ya da araç sahibi şirkete açılacak olan davalar ise Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yürütülmektedir.

destekten yoksun kalma tazminatı

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destektan yoksun kalma tazmınatı davası. Ölen kişinin yaşarken vermiş olduğu desteğin kişinin ölmesi ile ölüme sebebiyet veren kişiden talep edilmesi durumudur. Bu sebepten dolayı ölenin yakınlarına maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Sadece maddi anlamda dava açılmamakta olup manevi olarak destekten yoksun kalma tazminatı davası da açılabilmektedir. Örneğin bayram günlerinde ölen kişinin ailesinin bayram alışverişinin yapılması ya da belli aralıklarla ziyaret etme gibi manevi yaptırımları da bulunabilmektedir.

Dava Kimler Tarafından Açılabilir?

Dava ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler tarafından ölüme sebebiyet veren kişilere karşı açılabilmektedir. Buradaki amaç ölen kişi tarafından destek alan kişinin sosyal hayatını yine aynı şekilde devam ettirebilmesini sağlamasıdır. Kişinin birinci dereceden alt ve üst soyları tarafından destekten yoksun kalma tazminatının davası açılabileceği gibi gönüllü olarak kişiden burs alan öğrenciler gibi kişiler tarafından da bu hak talep edilebilmektedir.

Davada Yetkili Olan Mahkeme

Dava için yetkili olan üç adet mahkeme yeri bulunmaktadır. Buna bağlı olarak zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi, haksız fiilin yaşandığı yer ve de zararın meydana geldiği yerde destekten yoksun kalma tazminatı davası açılabilmektedir.

Tazminatın Hesaplanmasında Kriterler

Kazanın yaşandığı tarih, ölen kişinin yaşı ve işi, kalan ömür süresi, çalışma süresi gibi kriterler baz alınmaktadır. Ayrıca ölen kişinin yakınının yaşı ve mesleği gibi kriterler baz alınarak bilirkişilerce hesaplanmaktadır.

Tazminat Davası Açma Süresi Ve Zamanaşımı

Destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilme için dava süresi 2 yıldır. Ancak davanın zamanaşımı olayın 2005 yılından önce yada sonra yaşanmasına göre değişmektedir. 2005 yılından önce kaza yaşanması durumunda ölü veya yaralı varsa 5 yıl, birden fazla yaralı ölü olması halinde ise 10 yıl zamanaşımı vardır. Kazanın 2015 sonrası yaşanması halinde ise kazada bir ya da birden fazla ölenin olması halinde 15 yıl zamanaşımı süresi bulunmaktadır.

Tazminat Nasıl Alınmalıdır?

Sigorta şirketinden tazminat talep edilmesi halinde şirkete yazılı olarak dilekçe ile başvuru sağlanmalıdır. Eğer sigorta şirketi talep edilen tutarı 15 gün içerisinde destekten yoksun kalma tazminatının miktarını ödemezse Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru sağlanarak dava açılmalıdır. Araç değer kaybı hesaplamak için https://www.ondul.av.tr/arac-deger-kaybi-hesaplama/ sayfasındaki makaleyi inceleyebilirsiniz.

malpraktis-davalari-nedir-1

Malpraktis Davaları Nedir?

Doktor uygulama hatası olarak adlandırılan malpraktis davaları nedir? Türk Tabipler Birliği (TTB) Hekimlik Meslek Etiği Kuralları 13. Maddesinde de tanımlanan davalarda hastanın hakları aranır. Bu maddeye göre; bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi doktor uygulama hatası olarak tanımlanır.  Kısaca malpraktis davaları; doktorun ya da sağlık kuruluşunun hastaya uyguladığı yanlış ya da eksik tedavi ve bakım işlemleri neticesinde hastanın zarar görmesiyle açılan davalardır.

Hekimlik Meslek Etiği Kuralları

İşlemler hastalığın teşhisi, tedavisi ve hastanın bakım aşamalarını kapsar. Bu üç süreçte de hekim tıbbi standartlara uygun tüm müdahaleleri gerçekleştirmelidir. Tıbbi standartlara aykırı gerçekleştirdiği her işlem ise malpraktis davasına konu olabilir. Öndül Avukatlık Bürosuna başvurarak haklarınızla ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.

Malpraktis Davaları Nedir, Şartları Neleri Kapsar?

Belirli oranlarda risk içeren tedavi uygulamaları için hastanın rızası gereklidir. Hastanın rızası olmadan, doktor hastanın faydasına olsa bile herhangi tıbbi müdahalede bulunamamak ile birlikte hastanın rızası varsa da tıbbi standartlara gerekli tüm müdahaleleri yapmak ile yükümlüdür. Tıbbi standartlara uygun olmayan her türlü müdahale ise malpraktis konusuna girer.

  • Hastalığın teşhisi sürecinde, eksik muayene ve tetkiklerin yapılması ya da hiç yapılmaması tıbbi standartların yakalanmadığı işlemlerdir. Hekim; tam ve eksiksiz muayenesini gerçekleştirmeli, hastalığın öyküsünü detaylı öğrenmeli ve hastanın ihtiyacı olduğu tüm tetkikleri yapmalıdır.
  • Hastalığın tedavisi aşamasında ise; hasta için gerekli tıbbi müdahalenin hiç yapılmaması, cerrahi operasyon sırasında hastanın vücudunda yabancı cisim unutulması ya da ameliyat edilmesi gereken uzvun karıştırılması yine malpraktis davası şartlarındandır.

Ayrıca hastalığın tedavisinde; hijyen kurallarına uyulmaması, hatalı ameliyat uygulamasının benimsenmesi, ölçüsüz müdahale de malpraktis olarak değerlendirilir.

  • Organizasyon yükümlülüğü aşamasında ise dürüstlük ilkesinin (M.K. m.2) benimsediği tedbirler bulunur. Hastalığın teşhisi ve tedavi aşamasındaki tedbirlerde özensizlik malpraktis olur. Sağlık kuruluşu, tedbirlerin “dürüstlük ilkesi”ne uygun şekilde sağlaması için gerekli personeli bulundurmalı, hastalıkla alakalı hekimlerin konsültasyon aşaması için iş birliği sağlamakla yükümlüdür.

Tüm bunlara ek, konsültasyon ve stabilizasyon kavramları da malpraktis hukuku dava koşulları için önemlidir.

  • Konsültasyon, doktorun diğer uzmanlık alanlarındaki hekimler ile görüş alışverişi yapmasıdır. Gerekli görmesi durumunda, hastalığın teşhis ve tedavisinde doktor diğer hekimlerle fikir alışverişi yapmakla yükümlüdür. Konsültasyona aykırı davranan ya da gerekli olmasına rağmen konsültasyona gerek duymayan hekimin uygulamaları neticesinde ortaya çıkan malpraktisten sorumluluğu bulunur.
  • Stabilizasyon, hastanın belirli bir istikrara kavuşmasını ifade eder. Hastalık nedeniyle acil servise gelen hastanın sevk edilmeden ya da taburcu olmadan önce ihtiyaç olunan müdahalenin yapılması şarttır. Hastanın asıl tedaviye başlamadan önce stabilizasyonunun sağlanması, hastalığın ilerlemesinin durdurulması ya da yeni komplikasyonlara engel olunması gereklidir. Aksi durumda yani stabilizasyon sağlanmadan hastanın sevk edilmesi ya da taburcu edilmesi sonucuyla ortaya çıkan olumsuz durumlar yoğun bakım malpraktis nedeniyle tazminat yükümlülüğü getirir.

Doktorun Tazminat Sorumluluğu

Malpraktis davaları nedir sorusunun en önemli detayların doktorun tazminat sorumluluğu türleri bulunur.

  • Haksız Fiil, bir kimsenin bir başkasına hukuka aykırı ve kusurlu eylemle sözleşme dışında başka kimseye zarar vermesidir. (6098 sayılı B.K. m.49 vd.). Tıbbi standartlara aykırı doktor müdahaleleriyle hastanın zarar görmesi neticesinde esasen haksız fiilden dolayı tazminat sorumluluğu doğurur. Öte yandan kimi müdahalelerde hasta ve doktor arasında sözleşme bulunmaz, örneğin acil service gelen hastaya yapılan müdahaleler gibi; bu gibi durumlarda doktorun hastaya müdahale gerçekleştirmemesi neticesinde doktor sadece haksız fiilden dolayı sorumlu tutulur.
  • Sözleşmeye aykırılık neticesinde malpraktis davalarına da konu olunabilir. Genel itibarıyla hasta ve doktor arasında tedavinin ve müdahalenin çerçevesini belirleyen sözleşme yapılır. Bu sözleşme müdahalenin genişletilmesi veya acil durumlardaki müdahaleleri kapsamayabilir. Sözleşmenin bulunduğu durumlarda hasta malpraktis neticesinde haksız fiil ya da sözleşmeye aykırılıktan dolayı malpraktis davası açabilir. Hasta ve doktor arasında ise iki tip sözleşme bulunur.

Vekalet sözleşmesi

Hasta ve doktor arasındaki sözleşme ilişkisi vekalet sözleşmesine dayanır kural olarak. Vekalet sözleşmesine konu olan hastalığın teşhisi ve tedavisindeki olumsuz sonuçlardan sorumlu tutulmasa bile görevini icra ederken aldığı aksiyon ve tıbbi standartlar dışı davranışları neticesinde oluşan zararlardan hekim sorumlu tutulur.

Eser Sözleşmesi

Vücuda takılan protezler, lazer epilasyon ya da güzellik uygulamaları, estetik ameliyatların örnek olduğu; doktorun insan vücudunda eser meydana getirdiği işlemleri kapsayan sözleşme türüdür. Her iki sözleşme arasındaki fark hastaya protez diş takılması eser sözleşmesi, diş tedavi uygulaması ise vekalet sözleşmesine girmesi örneğiyle daha da belirgindir.

  • Vekaletsiz İş Görme Hükümlerine göre hasta ve doktor arasında tıbbi müdahaleye dair herhangi bir anlaşma olmaması durumunda ortaya çıkar. Vekaletsiz iş gören hekim hasta üzerinde gerçekleştirdiği her uygulamadaki ihmalinden sorumludur. (B.K. m.527). Elbette acil durum gerektiren hallerde doktor, hastaya gerekli müdahaleyi de yapmak durumundadır ve zorundadır. (Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi m.3). Vekaletsiz İş Görme Hükümlerine, ameliyat sırasında hekimin ameliyatı genişletilmesi kararını vermesi de girer.
  • Kamu Hastanelerinin Hizmet Kusuru durumlarında ise kamu hastaneleri de tıbbi standartlara uyması gereklidir ve malpraktis sonuçlarından sorumludur. Ancak Kamu Hastanelerinin Hizmet Kusuru idare hukukundan hizmet kusuruna dayandırılmaktadır. Kamu hastaneleri; hekimlerin görevlerini icra edebilmeleri için gerekeli alet ve edevatı ve aynı zamanda ihtiyaç bulunan organizasyonları gerçekleştirmesi gereklidir.

Özel Hastanelerin Tazminat Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı

Özel hastanelerde “Hastaneye Kabul Sözleşmesi” hastane ve hasta arasında yapılır. Doktor ve hasta arasında herhangi sözleşme bulunmasa bile doktorda malpraktisten sorumludur. Hastaneye Kabul Sözleşmesi herhangi kurala tabi değildir. Yazılı yapılabileceği gibi sözlü de olabilmektedir. Plastik cerrahi malpraktis özel hastanelerin en çok konu olduğu davalardır.

Yargıtay uygulamalarına göre özel hastanelerde hekimin malpraktis uygulamalarının neticesinden hastanenin işletmecisi de sorumludur.

Malpraktis Davaları Nedir?

Malpraktis Davaları Nedir?

Malpraktis Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında Yetkili Mahkeme

Malpraktis davaları nedir sorusunun bir diğer detayı da yetkili mahkemelerin belirlenmesinden geçer.

  • Vekaletsiz İş Görme veya Eser sözleşmelerinde yetkili Tüketici Mahkemeleridir.
  • Kamu Hastanelerine, malpraktis nedeniyle açılan tazminat davalarında ise İdare Mahkemeleri yetkilidir.
  • Doktorun malpraktis uygulamalarını sigortalayan şirkete açılan maddi ve manevi tazminat davaları ise Asliye Ticaret Mahkemeleri sorumludur.

Malpraktis nedeniyle açılacak maddi veya manevi tazminat davalarında Genel Yetkili Mahkeme, davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yerindeki mahkemedir.

Ancak, davacı yetkili mahkemeye de dava açabileceği gibi aşağıdaki hallerde özel yetkili mahkemelere de malpraktis nedeniyle maddi veya manevi tazminat davası açabilir.

  • Tüketici Mahkemesinde Sözleşmenin İfa Yeri: Hastalığın teşhisi, bakımı, tedavisi gibi uygulamaların ifa edileceği yerdeki Tüketici Mahkemeleri de yetkilidir.
  • Tüketici Mahkemesindeki Davacının Yerleşim Yeri: Tüketici olan hastanın yerleşim yerindeki Tüketici Mahkemeleri de malpraktis nedeniyle açılan tazminat davarında yetkilidir.

Malpraktis Davaları Nedir ve Zaman aşımı Süreleri Nasıl Belirlenir?

Hekimin kötü uygulamaları olarak özetlenebilen malpraktis neticesinde hekim, kurum ve hatta hekimin yanlış uygulamalarına karşı sigortalama süreçlerini yürüten sigorta şirketi bile sorumlu tutulabilmektedir.

Malpraktis nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarının zaman aşımı süreleri bulunur.

  • Kamu kurumlarına karşı İdari Mahkemesine açılan davaların zaman aşımı süresi, hastanın zararı ve doktor hatasını öğrendiği tarih itibarıyla 1 yıldır. Zararı ve doktoru öğrenmesi olay vuku bulduktan hemen sonra da olmayabilir. Bu gibi durumlarda, olay tarihinden itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunur.
  • Haksız fiile dayalı, özel hastaneye ya da doktora açılacak tazminat davaları zaman aşımı süreleri, haksız fiil neticesinde zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrenme itibarıyla 2 yıllık, zararı ve tazminat yükümlüsünü hemen öğrenilmemesi durumunda ise 10 yıllık zaman aşımı süresi bulunur. Öte yandan, kanunlara göre cezanın daha uzun bir zaman aşımı süresi bulunuyorsa esas alınacak zaman aşımı süresi cezanın zaman aşımı süresi dikkate alınır.
  • Vekalet sözleşmesine dayalı malpraktis nedeniyle özel hastane veya doktora açılacak manevi veya maddi tazminat davalarının zaman aşımı süreleri 5 yıldır. Eğer doktorun, uygulamada ağır kusura varsa, yapılan işleme bakılmaksızın 20 yıllık zaman aşımı süresi geçerlidir.
  • Vekaletsiz İş Görme hükümleri çerçevesinde oluşan malpraktis neticesinde açılacak tazminat davaları için 10 yıllık zaman aşımı söz konusudur.
  • Sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle doktorun hatası nedeniyle açılacak maddi ya da manevi tazminat davaları için zaman aşımı süreleri geçerli değildir.

Öndül Avukatlık Bürosunu arayarak hukuki haklarınız hakkında destek alabilir araç değer kaybı ve diğer hukuki haklarınızın temini için başvuruda bulunabilirsiniz.

yaralanmali-trafik-kazasinda-tazminat

Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat

En az bir motorlu aracın neden olduğu yaralanmalı trafik kazasında tazminat davası, kazada sorumluluğu bulunan kişilere açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Her dava için olduğu gibi trafik kazalarındaki maddi ve manevi tazminat davaları içinde zaman aşımı süreleri, yetkili mahkeme, tazminat miktarları gibi pek çok detay ve önemli bilgiler bulunur.

Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat Davası Zaman aşımı Süreleri

Trafik kazasının ardından açılacak maddi ve manevi tazminat davalarının zaman aşımlarına dikkat etmek gerekir.  Dava açma süresinin başlangıcını ve bitişini takip etmek önemlidir. Özetle maddi ve manevi tazminat dava açma süreleri, haksız fiilin işlendiği yani trafik kazasının olmasıyla birlikte zaman aşımı süresi başlar.

Her haksız fiile uygulanan zaman haddi yaralanmalı trafik kazasında tazminat davaları için de geçerlidir. Uygulanan iki tür zaman aşımı bulunur ve hangisinin geçerli olduğu tamamen davacının lehine uygun şekilde tespit edilir.

Zaman aşımı süreleri:

1- Tazminat davası esas zaman aşımı süresi:

Zararı gören kişi zararı ve faili öğrendiği an itibarıyla başlayan zaman aşımı süresidir. Bu zaman aşımı iki yıldır. Haksız fiilin yaşandığı an ile zarar ve failin öğrenildiği an arasında süre farkı olabilir. Örneğin: haksız fiil 1 Ocak 2018 tarihinde gerçekleşmiştir; fakat zarar gören kişi faili ve zararı 1 Ocak 2019 yılında öğrenmesiyle dava zaman aşımı süresi başlar. Yani davacı taraf 1 Ocak 2021 yılına kadar tazminat açma hakkına sahiptir.

2- Ceza zaman aşımı süresi:

Trafik kazalarında eğer suç işlenmişse ceza zaman aşımı süreleri de geçerli olur. Yaralanmalı kazalarda, “taksirle adam yaralama” suçu işlenmiştir. Özetle, hangi suç işlenmişse o suçun zaman aşımı süresi yaralanmalı trafik kazalarında maddi ve manevi tazminat dava açma süreleri için de geçerlidir. Ceza Kanuna göre dava zaman aşımı süresi dolmuş olsa bile suçun dava zaman aşımı süresi geçerli ve bu sayede yaralanmalı trafik kazasında tazminat davası açma süresi davacının lehine devam eder.

Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminat Davaları Kimler Tarafından Açılabilir?

Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminat Davaları Kimler Tarafından Açılabilir?

Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminat Davaları Kimler Tarafından Açılabilir?

Yaralanmanın meydana geldiği trafik kazalarında zarar gören kişinin kendisi maddi ve manevi dava açma hakkına sahiptir. Eğer zarar gören kişide ağır yaralanma meydana gelmişse, şahsın yakınları; eş, anne-baba, nişanlısı da manevi tazminat davası açabilir. Ağır yaralanma koşulu ise Yargıtay tarafından belirtilmiştir.

Ağır yaralanma kriterleri arasında, zarar gören şahsın uzuv kaybı yaşaması veya hayati fonksiyonlarını yerine getirememesi bulunur. Ağır bedensel yaralanma durumlarındaki diğer önemli kriter ise şahsın yakınları tarafından sadece manevi tazminat açılabileceğidir. Maddi tazminat davası açma hakkına sahip değillerdir.

Trafik kazaları sonrasında ayrıca meydana gelen araç değer kayıpları da talep edilebilir. Araç değer kaybını kim öder ve araç değer kaybı nasıl alınır yazılarımızdan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Yaralanmalı Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Kimlere Açılabilir?

Trafik kazasının hukuki niteliği haksız fiildir. Tazminat davası da haksız fiilin sorumlularına karşı açılabilir. Kazayı bizzat yapan sürücünün dışında da haksız fiil sorumluları bulunur.

  • Aracın sürücüsüne maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
  • Aracın sahibi, haksız fiili işlememiş olabilir; ancak yine de sorumludur. Aracın sahibi aynı zamanda kural olarak aracın işletenidir. Araç sahibi eğer aracın üzerinde herhangi fiili hakimiyeti bulunmadığını, araca ait harcamaların başkasına ait olduğu ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir.
  • Aracın işleteni de maddi ve manevi tazminattan sorumludur. Tescil kayıtlarında ismi görünen kişi aynı zamanda aracın işletenidir. Haksız fiile karışan aracın bir işletme adı altında kesilen biletle işletilmesi durumunda aracın işleteni de haksız fiilden sorumludur.
  • Trafik ve kasko sigortalarının yapıldığı sigorta şirketi de haksız fiilden sorumludur. Karayolları Zorunlu Mali Sigortası Genel Şartlarının A-1 maddesine göre; poliçede belirtilen aracın bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermesinden dolayı zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.

Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat Emsal Karar İndir

Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat Davaları İçin Yetkili Mahkemeler

Yaralanmalı trafik kazası tazminat davaları için farklı yetkili mahkemeler bulunur.

  • Davalıların ikametgahındaki yerel mahkemede,
  • Trafik kazasının meydana geldiği yer mahkemesinde,
  • Davacının ikametgahındaki mahkemede,
  • Trafik sigortası şirketinin merkezinin bulunduğu yerin mahkemesinde

maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Kural olarak davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Ancak sigorta şirketine açılacak tazminat davası için Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulmalıdır. Sigorta şirketinin sorumluluğu ticari işten dolayı kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi sorumludur. Eğer aracın sürücüsü, işleteni ve sigorta şirketine aynı anda dava açılacak ise Asliye Ticaret Mahkemesine başvurmak yeterlidir.

Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat

Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat

Yaralanmalı Trafik Kazanlarında Hangi Zararlar Talep Edilebilir

Manevi tazminatı, yaralanan kişinin kendisi haksız fiil sorumlularından talep edebilir .

Haksız fiilden dolayı zarar gören kişinin tedavi giderleri, haksız fiilden dolayı zarar gören şahsın kazanç kaybı ve çalışma gücünün azalması ya da tamamen kaybedilmesinden dolayı doğan zararlar talep edilebilir.

Manevi tazminatın ne kadar olması gerektiği aşağıdaki durumlara bağlıdır.

  • Tarafların sosyal ve ekonomik durumuna bakılır.
  • Haksız fiilin meydan geliş şekli incelenir.
  • Tarafların kusur durumu tespit edilir.
  • BK md.4 gereği hak ve nesafet kuralları incelenir.

Maddi tazminatın miktarını tam olarak hesaplayabilmek için uğranılan zarar ve kusur oranına bakılır.

Öndül Avukatlık Bürosu olarak müvekkillerimizin yasal haklarını mesleki etik değerlerine bağlı kalarak korumaktayız. Tazminat hukuku, araç değer kaybı ve diğer hukuki sorunlarınız için bizleri arayabilir, internet sitemizdeki iletişim formlarından merak ettiklerinizi danışabilirsiniz.