Malpraktis Davaları Nedir?

Doktor uygulama hatası olarak adlandırılan malpraktis davaları nedir? Türk Tabipler Birliği (TTB) Hekimlik Meslek Etiği Kuralları 13. Maddesinde de tanımlanan davalarda hastanın hakları aranır. Bu maddeye göre; bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi doktor uygulama hatası olarak tanımlanır.  Kısaca malpraktis davaları; doktorun ya da sağlık kuruluşunun hastaya uyguladığı yanlış ya da eksik tedavi ve bakım işlemleri neticesinde hastanın zarar görmesiyle açılan davalardır.

Hekimlik Meslek Etiği Kuralları

İşlemler hastalığın teşhisi, tedavisi ve hastanın bakım aşamalarını kapsar. Bu üç süreçte de hekim tıbbi standartlara uygun tüm müdahaleleri gerçekleştirmelidir. Tıbbi standartlara aykırı gerçekleştirdiği her işlem ise malpraktis davasına konu olabilir. Öndül Avukatlık Bürosuna başvurarak haklarınızla ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.

Malpraktis Davaları Nedir, Şartları Neleri Kapsar?

Belirli oranlarda risk içeren tedavi uygulamaları için hastanın rızası gereklidir. Hastanın rızası olmadan, doktor hastanın faydasına olsa bile herhangi tıbbi müdahalede bulunamamak ile birlikte hastanın rızası varsa da tıbbi standartlara gerekli tüm müdahaleleri yapmak ile yükümlüdür. Tıbbi standartlara uygun olmayan her türlü müdahale ise malpraktis konusuna girer.

  • Hastalığın teşhisi sürecinde, eksik muayene ve tetkiklerin yapılması ya da hiç yapılmaması tıbbi standartların yakalanmadığı işlemlerdir. Hekim; tam ve eksiksiz muayenesini gerçekleştirmeli, hastalığın öyküsünü detaylı öğrenmeli ve hastanın ihtiyacı olduğu tüm tetkikleri yapmalıdır.
  • Hastalığın tedavisi aşamasında ise; hasta için gerekli tıbbi müdahalenin hiç yapılmaması, cerrahi operasyon sırasında hastanın vücudunda yabancı cisim unutulması ya da ameliyat edilmesi gereken uzvun karıştırılması yine malpraktis davası şartlarındandır.

Ayrıca hastalığın tedavisinde; hijyen kurallarına uyulmaması, hatalı ameliyat uygulamasının benimsenmesi, ölçüsüz müdahale de malpraktis olarak değerlendirilir.

  • Organizasyon yükümlülüğü aşamasında ise dürüstlük ilkesinin (M.K. m.2) benimsediği tedbirler bulunur. Hastalığın teşhisi ve tedavi aşamasındaki tedbirlerde özensizlik malpraktis olur. Sağlık kuruluşu, tedbirlerin “dürüstlük ilkesi”ne uygun şekilde sağlaması için gerekli personeli bulundurmalı, hastalıkla alakalı hekimlerin konsültasyon aşaması için iş birliği sağlamakla yükümlüdür.

Tüm bunlara ek, konsültasyon ve stabilizasyon kavramları da malpraktis hukuku dava koşulları için önemlidir.

  • Konsültasyon, doktorun diğer uzmanlık alanlarındaki hekimler ile görüş alışverişi yapmasıdır. Gerekli görmesi durumunda, hastalığın teşhis ve tedavisinde doktor diğer hekimlerle fikir alışverişi yapmakla yükümlüdür. Konsültasyona aykırı davranan ya da gerekli olmasına rağmen konsültasyona gerek duymayan hekimin uygulamaları neticesinde ortaya çıkan malpraktisten sorumluluğu bulunur.
  • Stabilizasyon, hastanın belirli bir istikrara kavuşmasını ifade eder. Hastalık nedeniyle acil servise gelen hastanın sevk edilmeden ya da taburcu olmadan önce ihtiyaç olunan müdahalenin yapılması şarttır. Hastanın asıl tedaviye başlamadan önce stabilizasyonunun sağlanması, hastalığın ilerlemesinin durdurulması ya da yeni komplikasyonlara engel olunması gereklidir. Aksi durumda yani stabilizasyon sağlanmadan hastanın sevk edilmesi ya da taburcu edilmesi sonucuyla ortaya çıkan olumsuz durumlar yoğun bakım malpraktis nedeniyle tazminat yükümlülüğü getirir.

Doktorun Tazminat Sorumluluğu

Malpraktis davaları nedir sorusunun en önemli detayların doktorun tazminat sorumluluğu türleri bulunur.

  • Haksız Fiil, bir kimsenin bir başkasına hukuka aykırı ve kusurlu eylemle sözleşme dışında başka kimseye zarar vermesidir. (6098 sayılı B.K. m.49 vd.). Tıbbi standartlara aykırı doktor müdahaleleriyle hastanın zarar görmesi neticesinde esasen haksız fiilden dolayı tazminat sorumluluğu doğurur. Öte yandan kimi müdahalelerde hasta ve doktor arasında sözleşme bulunmaz, örneğin acil service gelen hastaya yapılan müdahaleler gibi; bu gibi durumlarda doktorun hastaya müdahale gerçekleştirmemesi neticesinde doktor sadece haksız fiilden dolayı sorumlu tutulur.
  • Sözleşmeye aykırılık neticesinde malpraktis davalarına da konu olunabilir. Genel itibarıyla hasta ve doktor arasında tedavinin ve müdahalenin çerçevesini belirleyen sözleşme yapılır. Bu sözleşme müdahalenin genişletilmesi veya acil durumlardaki müdahaleleri kapsamayabilir. Sözleşmenin bulunduğu durumlarda hasta malpraktis neticesinde haksız fiil ya da sözleşmeye aykırılıktan dolayı malpraktis davası açabilir. Hasta ve doktor arasında ise iki tip sözleşme bulunur.

Vekalet sözleşmesi

Hasta ve doktor arasındaki sözleşme ilişkisi vekalet sözleşmesine dayanır kural olarak. Vekalet sözleşmesine konu olan hastalığın teşhisi ve tedavisindeki olumsuz sonuçlardan sorumlu tutulmasa bile görevini icra ederken aldığı aksiyon ve tıbbi standartlar dışı davranışları neticesinde oluşan zararlardan hekim sorumlu tutulur.

Eser Sözleşmesi

Vücuda takılan protezler, lazer epilasyon ya da güzellik uygulamaları, estetik ameliyatların örnek olduğu; doktorun insan vücudunda eser meydana getirdiği işlemleri kapsayan sözleşme türüdür. Her iki sözleşme arasındaki fark hastaya protez diş takılması eser sözleşmesi, diş tedavi uygulaması ise vekalet sözleşmesine girmesi örneğiyle daha da belirgindir.

  • Vekaletsiz İş Görme Hükümlerine göre hasta ve doktor arasında tıbbi müdahaleye dair herhangi bir anlaşma olmaması durumunda ortaya çıkar. Vekaletsiz iş gören hekim hasta üzerinde gerçekleştirdiği her uygulamadaki ihmalinden sorumludur. (B.K. m.527). Elbette acil durum gerektiren hallerde doktor, hastaya gerekli müdahaleyi de yapmak durumundadır ve zorundadır. (Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi m.3). Vekaletsiz İş Görme Hükümlerine, ameliyat sırasında hekimin ameliyatı genişletilmesi kararını vermesi de girer.
  • Kamu Hastanelerinin Hizmet Kusuru durumlarında ise kamu hastaneleri de tıbbi standartlara uyması gereklidir ve malpraktis sonuçlarından sorumludur. Ancak Kamu Hastanelerinin Hizmet Kusuru idare hukukundan hizmet kusuruna dayandırılmaktadır. Kamu hastaneleri; hekimlerin görevlerini icra edebilmeleri için gerekeli alet ve edevatı ve aynı zamanda ihtiyaç bulunan organizasyonları gerçekleştirmesi gereklidir.

Özel Hastanelerin Tazminat Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı

Özel hastanelerde “Hastaneye Kabul Sözleşmesi” hastane ve hasta arasında yapılır. Doktor ve hasta arasında herhangi sözleşme bulunmasa bile doktorda malpraktisten sorumludur. Hastaneye Kabul Sözleşmesi herhangi kurala tabi değildir. Yazılı yapılabileceği gibi sözlü de olabilmektedir. Plastik cerrahi malpraktis özel hastanelerin en çok konu olduğu davalardır.

Yargıtay uygulamalarına göre özel hastanelerde hekimin malpraktis uygulamalarının neticesinden hastanenin işletmecisi de sorumludur.

Malpraktis Davaları Nedir?

Malpraktis Davaları Nedir?

Malpraktis Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında Yetkili Mahkeme

Malpraktis davaları nedir sorusunun bir diğer detayı da yetkili mahkemelerin belirlenmesinden geçer.

  • Vekaletsiz İş Görme veya Eser sözleşmelerinde yetkili Tüketici Mahkemeleridir.
  • Kamu Hastanelerine, malpraktis nedeniyle açılan tazminat davalarında ise İdare Mahkemeleri yetkilidir.
  • Doktorun malpraktis uygulamalarını sigortalayan şirkete açılan maddi ve manevi tazminat davaları ise Asliye Ticaret Mahkemeleri sorumludur.

Malpraktis nedeniyle açılacak maddi veya manevi tazminat davalarında Genel Yetkili Mahkeme, davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yerindeki mahkemedir.

Ancak, davacı yetkili mahkemeye de dava açabileceği gibi aşağıdaki hallerde özel yetkili mahkemelere de malpraktis nedeniyle maddi veya manevi tazminat davası açabilir.

  • Tüketici Mahkemesinde Sözleşmenin İfa Yeri: Hastalığın teşhisi, bakımı, tedavisi gibi uygulamaların ifa edileceği yerdeki Tüketici Mahkemeleri de yetkilidir.
  • Tüketici Mahkemesindeki Davacının Yerleşim Yeri: Tüketici olan hastanın yerleşim yerindeki Tüketici Mahkemeleri de malpraktis nedeniyle açılan tazminat davarında yetkilidir.

Malpraktis Davaları Nedir ve Zaman aşımı Süreleri Nasıl Belirlenir?

Hekimin kötü uygulamaları olarak özetlenebilen malpraktis neticesinde hekim, kurum ve hatta hekimin yanlış uygulamalarına karşı sigortalama süreçlerini yürüten sigorta şirketi bile sorumlu tutulabilmektedir.

Malpraktis nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarının zaman aşımı süreleri bulunur.

  • Kamu kurumlarına karşı İdari Mahkemesine açılan davaların zaman aşımı süresi, hastanın zararı ve doktor hatasını öğrendiği tarih itibarıyla 1 yıldır. Zararı ve doktoru öğrenmesi olay vuku bulduktan hemen sonra da olmayabilir. Bu gibi durumlarda, olay tarihinden itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunur.
  • Haksız fiile dayalı, özel hastaneye ya da doktora açılacak tazminat davaları zaman aşımı süreleri, haksız fiil neticesinde zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrenme itibarıyla 2 yıllık, zararı ve tazminat yükümlüsünü hemen öğrenilmemesi durumunda ise 10 yıllık zaman aşımı süresi bulunur. Öte yandan, kanunlara göre cezanın daha uzun bir zaman aşımı süresi bulunuyorsa esas alınacak zaman aşımı süresi cezanın zaman aşımı süresi dikkate alınır.
  • Vekalet sözleşmesine dayalı malpraktis nedeniyle özel hastane veya doktora açılacak manevi veya maddi tazminat davalarının zaman aşımı süreleri 5 yıldır. Eğer doktorun, uygulamada ağır kusura varsa, yapılan işleme bakılmaksızın 20 yıllık zaman aşımı süresi geçerlidir.
  • Vekaletsiz İş Görme hükümleri çerçevesinde oluşan malpraktis neticesinde açılacak tazminat davaları için 10 yıllık zaman aşımı söz konusudur.
  • Sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle doktorun hatası nedeniyle açılacak maddi ya da manevi tazminat davaları için zaman aşımı süreleri geçerli değildir.

Öndül Avukatlık Bürosunu arayarak hukuki haklarınız hakkında destek alabilir araç değer kaybı ve diğer hukuki haklarınızın temini için başvuruda bulunabilirsiniz.